Ruhumuz Olmadan Asla

Tıp fakültesinin uzun ve meşakkatli yılları boyunca ve sonrasında hekimlik yaptığım günlerde, giderek şu gerçeğe inanmaya başlamıştım: Sağlıklı olmak çok önemli ! Ancak bundan anladığınız şey, sadece bedeninizin sağlığı ise çok yanılıyorsunuz. Bütün uzuvlarınız ve organlarınız tam olsa da, yapılan tüm tahliller vücudunuzun her bir hücresine kadar sağlam ve sağlıklı olduğunuzu söylese de; eğer ruhunuz acılar, korkular, endişeler, depresif düşünceler içinde kıvranıyorsa sağlıklı hissetmeniz mümkün değildir. Hastalarıma sık verdiğim bir örneği verecek olursam; Stephen Hawking gibi, göz kaslarını hareket ettirmekten başka hiçbir fonksiyonunu yapamayan bir bedeniniz ve çok önemli bir hastalığınız (ALS) olsa da; ruhunuz kendisiyle ve kainatla barışıksa, bırakın dünyayı kainatın gerçeklerini, karadelikleri, insanlığın geleceğini araştırıp düşünebilecek kadar sağlıklısınız demektir. Yani ruhumuz sağlıklı olmadan asla sağlıklı olamıyoruz. İnsanı ve insanlıkla ilgili her şeyi ruhuyla bir bütün olarak anlama ve yardım etme arzum, beni ruh sağlığı alanında çalışmaya sevketti. Toplumumuzun kahir ekseriyeti bizim mesleğe “deli doktoru” dese de; ben işimizin akıllılığa dair bir çalışma olduğuna inanırım. Zira halk arasındaki tabiriyle “deli” (gerçeği değerlendirmesi kaybolacak düzeyde akıl sağlığı bozulmuş) olanların tedavilerini, biz hekimler ancak onların yasal vasisi olan “akıllı”lardan onay alarak yapabiliriz. Zaten bu özellikteki hastalar, işimizin küçük bir oranını oluşturur. Bize başvuran insanlar, insana dair her mevzuyu, ruhsallığını etkilediği noktada sorun olarak getirebilir. “İnsana dair hiçbir şey bana yabancı değil” diyen feylesofun dediği gibi, şahsım adına aklın ürettiği, ruhun hissettiği her tür duygu ve düşünce ile çalışmaya talibim. Bu köşede sizlerle ruh sağlığını etkileyen her şeyi; ruh sağlığımızın kadın-erkek-çocuk-erişkin-yaşlı oluşumuz, bedenimiz, sosyal yaşantılarımız vs. ile ilişkileri ve sorunlarını bildiklerim ve düşündüklerim çerçevesinde paylaşmaya çalışacağım. Vesselam…


16/02/2015

Yazılarıma Geri Dön